Maço mu? o da neymiş?
Savaşmayıp, sevişen topluluklarda maçoluktan bahsetmek manasız geliyor çünkü…ve öyle bir 70’ler dönemi var ki efsane.. kostümlü dönem diyorum ben bu döneme; yakışıp yakışmamak değil mesele nasıl görünmek istiyorsan o kostüme bürünüveriyorsun; ne şahane.
Sıkı bir Prince dinleyicisiydim hala da pek severim ama Led Zeppelin’den de asla vazgeçmem. Zamanında Led Zeppelin ve Deep Purple tartışmasında en ateşli taraftar olduğum söylenebilir, hey gidi.. (neyse konumuz bu değil ama söylemeden de geçemedim)
Ergenlik dönemimde Prince’e bayağı tutulmuştum buna kısaca aşk denilebilir Prince’in bundan haberi olmadığından ben kendi kendime acılar çekerek, konserlerini büyük dikkat ve hayranlıkla izlerken annem bana dehşetle bakıyordu ‘ayol bu adam 1 50 boylarında, topuklu ayakkabı giyiyor ve üstelik rimelli,kadın mı erkek mi belli değil’ derken ben ona bu soruları çoktan aşmış bir guru edasıyla gülümsüyordum ve annem her annenin çıkarığı ‘çık çık çık’ sesi ve kafa sallamalarıyla beni aşkımla baş başa bırakıyordu, şu diyaloğu çok net hatırlıyorum: ben Prince’e mektup yazıp sadece ‘lütfen gel diyeceğim ve o da Türkiye’ye gelecek inanıyorum’ dediğimde annem ‘hı hı gelir, salonda çek-yatta yatıverir’ diyordu. (O zamanlar çek-yat büyük bir yenilik olarak her evin vazgeçilmeziydi.. ‘ay çekiyosun yatıyosun’ pek de rahat durumu yani) Ama o dönemleri sonradan konuştuğumuzda annemin benim aşk hayatımla ilgili ciddi endişeleri olduğunu öğrendim çünkü ilk aşkım ET sonraki ise Yoda idi.. demek ufak tefek piknik tüp model beğeniyormuşum ne yapayım? Ayrıca aşk için illa alıştığımız adam görünümüne de gerek olmadığını küçük yaşta öğrenen bir gelişmiş modelim (kendini seven kişilik) ki genelde hemcinslerim maço görünümlü erkeklere bayılır…
Prince’en öncesi David Bowie gibi bir efsanenin zirveye taşıdığı; cinsiyetsizlik ya da her iki cinsi birden barındırma durumu kıyafetlerde, ayakkabılarda, makyajlarda, saçlarda en abartılı halleriyle kendini gösteriyordu. (Muhtemelen) permalı uzun saçlar, bol rimelli-simsiyah boyanan gözler, kırmızı kemerler, yapışık deri pantolonlar, topuklu çizmeler… yani yaşadığınız mahallede pek karşılaşamayacağınız, karşılaşmış olduğunuzu varsayarsak babanızla tanıştıramayacağınız, tanıştırsanız da babanıza kalp krizi geçirtebileceğiniz erkek modelleri ☺
Efsane olmak da zor iş; mesela benim hala giyemediğim, giysem de zaten yürüyemediğim topuklu ayakkabılar-çizmelerle tıkır tıkır yürüyüp, bir de üstüne sahnede dans edebilen ve şarkı söyleyebilen e dolayısıyla maço görünmeyen istese de öyle algılanamayacak bu adamlara hayranlığım hala baki..
Şimdi bakıyorum aslında çok da değişmemişim: hala ET gibi sevgi dolu Yoda gibi bilge ve Prince gibi heyecan verici adam arayışım sürmektedir… benim de işim zormuş şimdi farkettim…